Gılgamış Destanı (Küçük Boy) Gençler İçin

Stok Kodu:
9789750815829
Boyut:
135-195
Sayfa Sayısı:
96
Baskı:
8
Basım Tarihi:
2015-02
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
0,00
9789750815829
109138
Gılgamış Destanı (Küçük Boy)
Gılgamış Destanı (Küçük Boy) Gençler İçin
0.00
Gelmiş geçmiş en büyük kahramanlardan biri Gılgamış...
İyi bir hükümdar, güçlü bir savaşçı ve en önemlisi bilge bir kişilik... Ölüme karşı çıkmak için büyük çabalar harcamış, bilginin peşinden koşmuş, onurlu bir yaşam sürmüş ve gelecek kuşaklara bıraktığı mirasla ölümsüzleşen, tanrıların kölesi olmayı reddeden ilk kahraman...

Günümüzden yaklaşık 4.300 yıl önce yazılmış, bilinen en eski yazınsal metin Gılgamış Destanı. Ölümsüzlük, bilgelik, kardeşlik ve kahramanlık üstüne bu destanı Bilgin Adalı gençler için yeniden yazdı.

Tadımlık



Bir Yalnız Kral

Yüceydi o tüm krallardan,
boylu boslu ve yakışıklı.
O değil mi Uruku surlarla çeviren,
Yüce Tanrı Anu ile Tanrıça İştar için
eşi benzeri olmayan
kutsal Eanna tapınağını inşa ettiren,
dağlarda geçitler,
tepelerde kuyular açan,
engin denizleri aşan,
Tufanın yıktığı tapınakları yeniden kuran?
Yarı tanrı, yarı insan, Yüce Kral Gılgamış.
Bir boğa gibi güçlü,
bilgeler kadar akıllı,
kahraman savaşçı,
Lugalbandanın Ninsunadan doğma oğlu ,
halkını koruyan kale,
askerlerinin sevdiği kahraman önder,
surlarla çevrili Urukun saygın kralı, gözde evladı,
kral olmaya yazgılı yiğit Gılgamış

Savaşlara girdi, hepsinden zaferle çıktı,
dünyanın yarısını dolaştı.
Yetmedi hiçbiri ona.
Öylesine yalnızdı ki,
ölesiye yalnızdı bir çoban gibi sürüsünün başında
ve unuttu halkını Gılgamış
bırakıp işi gücü, eğlenceye daldı.

Yakındı bundan surlarla çevrili Urukun tüm halkı
yakardı Yüce Tanrı Anuya.
Duydu onları Anu,
duydu ve seslendi insanları yaratan
Anatanrıça Aruruya ve dedi:
Sen ki insanı yaratansın
git şimdi yarat bir eşini Gılgamışın,
öyle biri ki, denk olsun gücü gücüne,
akılda ve yiğitlikte, kasırgaya denk biri.

Duyunca Anunun sözlerini, yumdu Aruru gözlerini,
bir insan tasarladı Gılgamışa eş,
bir topak kil aldı eline, bıraktı bozkırın orta yerine
yaratıp korkusuz Enkiduyu, saldı yeryüzüne.
Savaş Tanrısı Ninurta kadar güçlü ve cesurdu Enkidu,
kıvır kıvır uzun saçları, başaklara benziyordu.
İnsanlardan habersiz ormanda yaşıyordu,
ceylanlarla birlikte otluyor,
onlarla birlikte su içiyordu dere kıyısında.

Günlerden bir gün bir avcı
yüz yüze geldi onunla bir su başında.
Donakaldı avcı korkusundan,
gidip anlattı babasına bu yabanıl adamı,
bozan avlanmak için kurduğu tuzakları,
ağları koparan kaya gibi güçlü Enkiduyu.
Avlanamaz oldum onun yüzünden baba
Git surlarla çevrili Uruka, Tanrısal Kral Gılgamışa,
diye öğüt verdi babası, kaya kadar güçlüdür o da,
git ve anlat ona bütün bu söylediklerini.
Gılgamış bulacaktır yolunu baş etmenin
yabanda yaşayan bu insanoğluyla.
Gelmiş geçmiş en büyük kahramanlardan biri Gılgamış...
İyi bir hükümdar, güçlü bir savaşçı ve en önemlisi bilge bir kişilik... Ölüme karşı çıkmak için büyük çabalar harcamış, bilginin peşinden koşmuş, onurlu bir yaşam sürmüş ve gelecek kuşaklara bıraktığı mirasla ölümsüzleşen, tanrıların kölesi olmayı reddeden ilk kahraman...

Günümüzden yaklaşık 4.300 yıl önce yazılmış, bilinen en eski yazınsal metin Gılgamış Destanı. Ölümsüzlük, bilgelik, kardeşlik ve kahramanlık üstüne bu destanı Bilgin Adalı gençler için yeniden yazdı.

Tadımlık



Bir Yalnız Kral

Yüceydi o tüm krallardan,
boylu boslu ve yakışıklı.
O değil mi Uruku surlarla çeviren,
Yüce Tanrı Anu ile Tanrıça İştar için
eşi benzeri olmayan
kutsal Eanna tapınağını inşa ettiren,
dağlarda geçitler,
tepelerde kuyular açan,
engin denizleri aşan,
Tufanın yıktığı tapınakları yeniden kuran?
Yarı tanrı, yarı insan, Yüce Kral Gılgamış.
Bir boğa gibi güçlü,
bilgeler kadar akıllı,
kahraman savaşçı,
Lugalbandanın Ninsunadan doğma oğlu ,
halkını koruyan kale,
askerlerinin sevdiği kahraman önder,
surlarla çevrili Urukun saygın kralı, gözde evladı,
kral olmaya yazgılı yiğit Gılgamış

Savaşlara girdi, hepsinden zaferle çıktı,
dünyanın yarısını dolaştı.
Yetmedi hiçbiri ona.
Öylesine yalnızdı ki,
ölesiye yalnızdı bir çoban gibi sürüsünün başında
ve unuttu halkını Gılgamış
bırakıp işi gücü, eğlenceye daldı.

Yakındı bundan surlarla çevrili Urukun tüm halkı
yakardı Yüce Tanrı Anuya.
Duydu onları Anu,
duydu ve seslendi insanları yaratan
Anatanrıça Aruruya ve dedi:
Sen ki insanı yaratansın
git şimdi yarat bir eşini Gılgamışın,
öyle biri ki, denk olsun gücü gücüne,
akılda ve yiğitlikte, kasırgaya denk biri.

Duyunca Anunun sözlerini, yumdu Aruru gözlerini,
bir insan tasarladı Gılgamışa eş,
bir topak kil aldı eline, bıraktı bozkırın orta yerine
yaratıp korkusuz Enkiduyu, saldı yeryüzüne.
Savaş Tanrısı Ninurta kadar güçlü ve cesurdu Enkidu,
kıvır kıvır uzun saçları, başaklara benziyordu.
İnsanlardan habersiz ormanda yaşıyordu,
ceylanlarla birlikte otluyor,
onlarla birlikte su içiyordu dere kıyısında.

Günlerden bir gün bir avcı
yüz yüze geldi onunla bir su başında.
Donakaldı avcı korkusundan,
gidip anlattı babasına bu yabanıl adamı,
bozan avlanmak için kurduğu tuzakları,
ağları koparan kaya gibi güçlü Enkiduyu.
Avlanamaz oldum onun yüzünden baba
Git surlarla çevrili Uruka, Tanrısal Kral Gılgamışa,
diye öğüt verdi babası, kaya kadar güçlüdür o da,
git ve anlat ona bütün bu söylediklerini.
Gılgamış bulacaktır yolunu baş etmenin
yabanda yaşayan bu insanoğluyla.
Kapat