Ellialtıoğulları Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi

Stok Kodu:
9786054262458
Boyut:
14 x 22 cm
Sayfa Sayısı:
670
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2015-05
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%40 indirimli
7.500,00
4.500,00
Taksitli fiyat: 9 x 610,00
KARGO BEDAVA
1 adet mevcut
9786054262458
221250
Ellialtıoğulları Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi
Ellialtıoğulları Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi
4500.00

25 Temmuz 1826 gecesi bir gölge, tedirgin adımlarla Unkapanı kıyısında volta atıyordu. Beklediği, kendisini almaya gelecek olan sandalcıydı. Aslında şu koca dünyada artık başka beklediği bir şey de kalmamıştı ya. Nemden yapış yapış olmuş mintanının yakasını boğulurcasına açtı.

Yeniçeri Ahmet Ağa, hava sıcak olmasına karşın titriyordu. Titremesinin nedeni korku, öfke, kırgınlık, umutsuzluk, şaşkınlık ve meraktandı. Bir şeyler görebilmek umuduyla bakışlarını Haliç tarafına doğru çevirmişti. Görmeyi hiç ummasa da eskiden Çardak Kahvesi'nin bulunduğu yeri gözleriyle taradı. Tek tük solgun birkaç ışığın dışında her yer ölüm sessizliğine bürünmüştü. Gözüne tanıdık gelen, yüreğinde hiç olmazsa küçücük bir umut ışığı yakacak hiçbir şey göremedi. Çardak kahvesi artık yoktu. Bir an sanki kulağına top sesleri, kılıç şakırtıları, haykırışlar, inlemeler gelir gibi oldu. Burnunun direği sızladı.

25 Temmuz 1826 gecesi bir gölge, tedirgin adımlarla Unkapanı kıyısında volta atıyordu. Beklediği, kendisini almaya gelecek olan sandalcıydı. Aslında şu koca dünyada artık başka beklediği bir şey de kalmamıştı ya. Nemden yapış yapış olmuş mintanının yakasını boğulurcasına açtı.

Yeniçeri Ahmet Ağa, hava sıcak olmasına karşın titriyordu. Titremesinin nedeni korku, öfke, kırgınlık, umutsuzluk, şaşkınlık ve meraktandı. Bir şeyler görebilmek umuduyla bakışlarını Haliç tarafına doğru çevirmişti. Görmeyi hiç ummasa da eskiden Çardak Kahvesi'nin bulunduğu yeri gözleriyle taradı. Tek tük solgun birkaç ışığın dışında her yer ölüm sessizliğine bürünmüştü. Gözüne tanıdık gelen, yüreğinde hiç olmazsa küçücük bir umut ışığı yakacak hiçbir şey göremedi. Çardak kahvesi artık yoktu. Bir an sanki kulağına top sesleri, kılıç şakırtıları, haykırışlar, inlemeler gelir gibi oldu. Burnunun direği sızladı.

Kapat